İNSANLIK TARİHİNDEKİ DÖRT BÜYÜK KIRILMA
Dünyadaki değişimleri ‘din, bilgelik, felsefe, bilim ve teknik’ çizgisinde okumak mümkündür. Bu değişimlere dairesel bir bakış açısıyla yaklaşıldığında değişmez, dönüşmez olan bir yaratıcı olduğu görülmektedir. Yakınlık sırasına baktığımızda; tanrıya en yakın olan din, dine en yakın olan bilgelik, bilgeliğe en yakın olan ise felsefedir. Dinden felsefeye, felsefeden bilim ve tekniğe uzanan bu çizgi modern dünyada “gelişim” olarak adlandırılmaktadır. Felsefede yaşanan değişiklikler, bilim ve teknikte farklı bir yola evrilmiştir. Bilimden tekniğe gidiş yolu hız ve çoğalma tutkusunu içinde barındırmaktadır. Teknikte insanlık, merkezden alınmıştır. İnsanlığın yolculuğu, gönülden uzaklaşmanın yolculuğu haline getirilmiştir. O halde dinden tekniğe olan “gelişme” aslında insanlık adına bir “gerileme”dir. Bu noktaya kadar insanlık tarihinde dört büyük kırılma yaşanmıştır.
İlk kırılma, toplayıcılıktan hayvancılığa geçiş dönemidir. Kırılmalar içerisinde en masumu olabilme niteliği taşımaktadır. (İlk günahlardan biri de olabilir.) Hayvanların ehlileştirildiği dönemdir. Bu dönem, dünya nimetlerinde verilenden fazlasına tamah etmemek olarak okunabilmektedir.
İkinci kırılma, insanlığın kıtlık haline çözüm olarak ürettiği en büyük devrim olan Tarım Devrimidir. Bazı tarih yazıcıları kapitalizmi buradan başlatmaktadır. Bilgelik ise tarımı, “Tanrının verdikleri ile yetinmeme hali” şeklinde okumaktadır. Tarım ile birlikte insanlık doğayla bir ve beraber yaşamayı yavaş yavaş unutmaya başlamıştır. Tarımın ortaya çıkmasının sebeplerinden birisi kıtlıktır. Kıtlığın getirmiş olduğu bir korku vardır ve bu korku insanlığın en büyük travmasıdır. Dolayısıyla bir şeylerin azalması insanlar üzerinde büyük bir travmaya sebep olmuştur.
Çokluk, kıtlığın bastırılma halidir. İnsan ilk etapta kıtlıkla karşı karşıya kaldığında çoğaltmanın yollarını aramakta ve kurtulma refleksi göstermektedir. Bu çoğalma bir nimet olarak görülebilir ancak tehlikeli bir durumdur. İnsanlar, Hak Teâlâ’ya tevekkül etmeyi bırakmış, yetinmek, sabretmek azalmış; stokçuluk, biriktirme ve takas getirilmiştir. Bu hal zamanla yerini madeni bir değerle eşitlemeye başlamış ve paranın icadı gerçekleşmiştir. Tarım devrimi ile ilk büyük eşitsizlikler ortaya çıkmış ve köleleşme süreci başlamıştır. Adaletsizlik, sömürme ve mazlumun hakkını yeme ortaya çıkmıştır.
Tutmayı ilke edinen bizden değildir.
Üçüncü kırılma, İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi Devrimidir. Kaynakların kullanımı ile ilgili bir husustur. Bu kırılmada bilim ve teknik merkeze gelmiş, kapitalizm ortaya çıkmıştır. İngilizler dünyaya egemen olmaya başlamışlardır. Koloniler ilk kez bu kadar yaygınlık kazanmıştır. Ellerindeki güç, sanayi inkılâbı ile oluşmuştur. Sömürgeleşme önemli hale getirilmiş, Doğu’nun zenginlikleri Batı’ya aktarılmıştır.
Dördüncü kırılma, internetle başlayan dijitalleşme dönemidir. İnsanlığın yaşadığı düalite krizinin en net görüldüğü kısımdır. İnsanlığın buradan kendine bir gerçeklik alanı yarattığı ve bütün kâinatın kodlanması ile karşı karşıya geldiği bir noktadır. Blockchain tabanlı sistem ile zaten kendisi sanal olan dünyanın da sanalını ortaya çıkarmışlardır.
Dijitalleşme döneminde yapay zekâ, robotlar, nesnelerin interneti insanlara bir kandırma aracı olarak sunulmuştur. İnsan, zamanla bu araçları amaç haline getirmiş ve asıl amacını unutmuştur. Bu sanal ortamı sunabilmeleri için ciddi bir enerjiye ihtiyaç vardır ve kaynaklar kullanılmaktadır. Bu da kirliliğe ve kesrete sebebiyet vermektedir. Kirlendikçe iyi nesiller ortaya çıkmamakta, soyun tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalınmaktadır.
Özetle; insanlığın bir hikâyesi vardır, ancak tekniğin egemenliğinden sonra insanın insan olması, insanın insan kalması gibi mühim konular küçümsenmiştir. Çünkü odak nokta, insan olmaklıktan çıkıp insan sonrasına kaymıştır. Hızla değişen ve post-human için gelişen dünyada insan, kendini/özünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu sebeple, her şey bilgelik içerisinde yeniden sorgulanmalı ve modern dünyada hızın ve hareketin yerini yeniden sabitenin ve sükûnetin alması gerekmektedir.

