MANADA BULUŞ
İnsanlık birbirinden farklı imtihanları ve imkânları içerisinde barındırmaktadır. Bu haliyle bir renk cümbüşünü anımsatmaktadır. Fakat bu renkler, dengeden şaşıldığı için günün sonunda insan için felakete sebep olabilmektedir. Her rengin olduğu ama kokunun ve tadın karışmadığı, herkesin kendi varlığı ile olduğu denge haline, sevgiye ihtiyaç vardır. İnsanlığın büyük bir çıkmazdan dönebilmesi, tanımakla, mana ile mümkün hale gelmektedir. Bütün bunların yolu, din ve bilgelikten sadır olan şeylerden geçmektedir. Mana, anlam ve tanış olmak; din ve bilgeliktedir. Din ve bilgelik açısından hedef, düşülen yerden kalkıp yükselmektir. Bu ise ancak ve ancak soyutlanma yoluyla gerçekleşmektedir. Soyutlanmak/içe dönmek için dine ihtiyaç vardır. Tanrı bunun için insanlar içerisinden seçtiği, soyutlanma mekanizmasını kuran peygamberleri ve onların temsilcilerini göndermiştir. İbadetler ise soyutlanma mekanizmasının somut örnekleridir.
Bilgelik; içte verilen bir mücadele, içe yapılan bir yolculuktur. Aslolan huzura ermek, dinginlik, agâh olmak, aguş olmak, kuş gibi havada süzülmek, sıfırlamak ve soyutlanmaktır. Soyutlanan bir ruha mana görünmektedir. Anlam ise insanı sadeleştirmektedir. Anlam, esasında sözden doğmaktadır. İşitilen anlaşılmakta, görünen kavranmaktadır. İnsan bildikçe savmaya, tanıdıkça sevmeye başlamaktadır. Tanımayan bir gönülden anlam sadır olmamaktadır. Tanımanın esas noktalarından birisi de tanış olmaktır. Tanış olmak, içten dışa ve dıştan içe akan kıvrımların beraberliğinde saklıdır. Tanımak; salih amelle, sulh ve salahla, barışı ve kurtuluşu getiren amelle gerçekleştirilebilmektedir. Bu, bir itibarla amelin ruha yansıması olarak da okunabilmektedir.
Mana için fedakârlık yapılmalıdır ancak mana feda edilmemelidir. Dinde asıl olan; manadır, ihlâstır ve dine her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Mana, sevgi ve muhabbeti ele veren şeydir. Muhabbet edimi gerçekleşmediğinde meydana gelen savaş ve hastalık bilme ediminin son merhalesini temsil etmektedir. İhtiyaç olan şey bilmek değil tanımak, tanış olmaktır.
İnsanlığı bekleyen felakete dur demenin tek yolu, yitirilen manayı hatırlamak kaydıyla tanımak ve zoru kolay kılmaktır. Mesele hikâyeyi bütün meşgale arasında bilgelikle yürütebilmek, adım atabilmektir. Zora talip olanın hiçbir suretle zarara uğradığı görülmemiştir. Çekilen hiçbir zorluk manasız değildir. Kolaya kaçmak soytarılığı beraberinden getirmektedir. Önemli olan, davranışların sürdürülebilir olmasıdır. Aynı şartlar içerisinde aynı hamleyi katmansallaştırarak son nefeste de yapabilmektir.
Kendini tanıyan Rabbini tanır.




