AYN-ÜR RIZÂ

AYN-ÜR RIZÂ

İnsanın gönlüne dünyaya inmeden önce bir parmak bal çalınmıştır. Yani insana bir şey verilmiş ve sonrasında elinden alınmıştır. Aslında her şey o kaybedişle başlamaktadır. İnsan; gönlüne düşen özlem, hüzün ve ıstırap ile kaybettiğini bulmaya, unuttuğunu hatırlamaya, önceden tanış olduğunu tekrar tanımaya çalışmaktadır. En büyük hedef, başta tanış olduğunu sonda bulmaktır. Çünkü bütün hikâye O’ndan nasıl çıkıldıysa tekrar O’na dönmektedir. Kendini tanıyan, Rabbini tanır. Tanış olduğumuzu tekrar tanıyabilmek için yola kendimizden başlamamız gerekmektedir. Kendimizi tanımanın yolu insanı tanımaktan, insanı tanımanın yolu ise bir başka insanı tanımaktan geçmektedir. İnsan insanı insanda tanır, insan olmadan insan bir hiç kalır. Bu cihetten kendi kimlik ve kişiliğimizi; insanlarla hemhal olaraktanış olarak, muhabbet bağı kurarak ve her dem sevgi nazariyesinden bakarak bulmamız gerekmektedir. 

 

İnsan olarak sevgiye ve sevilmeye meylimiz bulunmaktadırİnsanlığın gerçek ihtiyacı sevgidirRahman olan yaratıcı bize, insana güvenmemiz ve sevmemiz gerektiğini söylemektedir. Sevgi, bütünü bütün olarak kabul edenlerin harcıdır. Bütün, Tanrı’dır. Din bu sayede insana, varlığa bütünüyle bakma imkânı vermektedir. Müslümankâinata, insana bütün olarak bakmaktadırZira insan ve kâinat arasında bir benzerlik ve uyum vardır. İnsana bakıldığında âlem, âleme bakıldığında insan görülmektedir. Kitap (Kur’an), kâinat ve insan bütünün parçalarını oluşturmaktadır. Kâinat Kur’an’ın, Kur’an ise insanın tefsiridir. 

 

Bütün, bilimin parçaladığını birleştirmekte ve bütüne bilgelikle gidilmektedir. Bilgelik, her şeyi sevmekle mümkündür. Ehli Hikmet (bilge insanlar); her şeye sevgi nazarından bakmakta, sevgiye meyilleri bulunmakta ve her dem her şeyde hayrı görmektedirler. Hal böyle olunca her şey hayra, Hakk’a yol olmaktadır. Bilgelik, şerrin içindeki hayrı, hayrın içindeki Hakk’ı görmektir. 

 

Sevgi, estetikle değil derinlikle irtibatlı bir husustur. Asıl güzel, derin olandır. Bir şeyin hoşa gitmesi, güzel sayılabilmesi için derinliğinin olması gerekmektedir. Sevgi derinliktir demek; onu bedenden, maddeden ayırmak demektir. Sevgi, bedenin değil ruhun gıdasıdır. Beden sadece bir taşıyıcıdır. İnsanlar derinleştikçe güzelleşmekte, aynı zamanda derinleştikçe güzelden anlamaya başlamaktadır. İnsan derinleşemezse güzeli görememek, anlayamamak, fark edememekle karşı karşıya kalmaktadır. 

 

Güzel; fıtratına uygun olandır. Yaratıldığı hal ile kalan, yaratılışa uygun olandır. Güzelliğin kaynağı ilahidir. Her şey Hak Teâlâ güzel olduğu için güzeldir. Hak’tan gelen her şey güzeldir. Aşkla, muhabbetle bakılan her şeyde O’nun (Hu) yansıması görülmektedir. Dolayısıyla hem güzel bakmak hem de güzele bakmak gerekmektedir. Ancak ikisi birlikte olduğunda saflıktan, derinlikten bahsedilebilmektedir. Güzeli görmek için güzel bakmak ve özü koruyarak temaşa etmek gerekmektedir. 

 

Kâinata sevgi nazariyesinden bakabilmek, dünyada iyiliğin ve asli olanın temsilcisi olabilmek gerekmektedir. Nihayetinde her şey sevgiye dayanmaktadır. 

Scroll to Top