TOPRAK VE İNSAN

TOPRAK VE İNSAN

İnsanın düşünebilme melekesi, hammaddesidir. “Human” Latince kökenli bir kelimedir, “homo” kökünden gelmektedir ve toprak demektir. İnsana ait kelime köklerinde toprağa ait bir şeyler bulmak önemlidir. Toprak, beşere insanlık mayasını çalmaktadır. Beşer; felsefeyle, dinle, inançla, zihinde Hak Teâlâ’nın bilincinin oluşmasıyla ve edimleriyle insan olabilmektedir. İnsan olmak, verilmiş olmaktan ziyade kazanılmış bir şeydir. İnsan; asil, üst bir varlıktır ve saygıyı hak etmektedir. 

 

Beşer, insanın canlı kısmıdır. Beşer, yaşamaktadır. İnsan; daha iyi yaşamayı, inanmayı, bilmeyi, sevmeyi, iz sürmeyi istemektedir. İnsanı, beşerden ayıran şey aklı ve elidir. İnsan, beşeri terbiye ettiği müddet; üst insan, eşref-i mahlûkat olmaktadır. 

 

Kadim metinlerde insan için eşref-i mahlukat kavramı geçmektedir. Bugünkü insan kavramıyla bu kavram arasında çok fark vardır. Bugünkü insan kavramı, yetkinleşmemiş bir zümreyi oluşturmaktadır. İnsan, soyutlama ve soyutlanma faaliyetleri ile beşerden kendisini soyutlamakta ve soyutlanmaktadır. Din ve bilgelik insanın yaşaması için değil daha iyi yaşaması için vardır. 

 

İnsanın beşer olan kısmı toprakla buluştuğunda, toprağın hafızasını kendilik vasfına eriştirdiğinde insan olabilmektedir. Onun için toprak, zemindir. Toprağa yapılan her yanlış aslında insana yapılmaktadır. İnsanın ontolojik varlığının topraktan çekilip dijital ortama aktarılması, insan için bir intihar girişimidir. 

 

Ekinleri, toprağı bozmak nesli bozmaktır. Bu bozulma nihai kertede insanın sonunun gelmesiyle sonuçlanmaktadır. Modernleşme toprağı alt üst etmek ile kendini gerçekleştirmiştir. Batı’nın güçlenmesi ile doğa-toprak ikileminin doğuşu arasında bir bağ bulunmaktadır. Modernleşme, toprağın ve doğanın üstesinden gelmekle gerçekleşmektedir.  

 

Doğa, kendiliğin bir parçasıdır. Tahakküm altına alındığında yaşantı kalitesizleşmektedir. Toprağa olan husumet, insan olmaya yapılan bir başkaldırıdır. Toprak, insanın varlığa çıkmamış halidir. Toprak bir mayalama aracıdır, dönüştürücüdür ve kişi hangi toprağa aitse o toprak onu mayalamaktadır. 

 

İnsanlık olarak, bu topraklarla bağımızı kopartmadan kendi evimizi, toplumu ve insanlığı inşa etmemiz gerekmektedir. Bu toprağın evlatları olarak bize emanet edilene sahip çıkmamız gerekmektedir. Bilgelik, insandan Bir olana teslim olmasını ve teslim olduğu şeyi temsil etmesini istemektedir. Teslimiyet, bir noktadan sonra temsiliyeti doğurmaktadır. Teslimiyet sıkıntısı yaşamak da toprakla bağlantı kurmakla irtibatlı bir problemdir. Teslimiyet, yola riayettir; temsiliyet, gereklilikleri yapmaktır. İkisi arasında temas bulunmaktadır. Bu aynı zamanda varlıkla, toprakla, kendilikle kurulan temastır. İnsan bu bağın düğümlerini birlik, sonsuzluk ve bütünlük bilinci ile atmalıdır. 

Scroll to Top