TOPRAK VE SU
Su, Allah-u Teâlâ’nın ilk tecellisidir. Saf, kokusuz, berrak ve kirden azadedir. Su daima toplamda birdir. İnsanı bu yolculukta tevhide götürmektedir. Su, insan ve canlılar için ihtiyaç vesilesi kılınmıştır. Toprak ise insanın varlığa çıkmamış halidir. Toprak bir mayalama aracıdır, dönüştürücüdür. Toprağın sabite, doğurganlık, bereket kavramlarını temsil ediyor oluşu kadınsılığı; suyun hareket, canlılık, ihtiyaç kavramlarını temsil ediyor oluşu erkeksiliği anımsatmaktadır.
Tarihin eski zamanlarına bakıldığında suyun olmadığı yerlerde yerleşme olmadığı görülmektedir. İnsanlar daima suyu aramıştır. Buralar insana suyun önemini hatırlatmaktadır. Toprağın bereketini gösteren şey suyun varlığıdır. Bu yüzdendir ki su ile tarla arasında da irtibat kurulmaktadır. Su bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Toprağın doğurganlığı için suya ihtiyaç vardır. Su, epistemolojik anlamda toprağı öncelemekte, toprak ise ontolojik anlamda suyu öncelemektedir.
Su, teslimiyeti temsil etmektedir. Dinin temelinde ise barış, uyum ve teslimiyet vardır. Buralar suyun soyutlama özelliği olduğunu göstermektedir. İnsan toprakla soyutlanmakta, su ile kendisini soyutlamaktadır. İnsan bugün bu çağda toprağı, suyu ve kendisini kirletmiş durumdadır. İnsanın kirden çıkması ve kiri çıkartması gerekmektedir. Çünkü mana kaybedilmektedir. ‘Manasız insan olmaz / olunmaz’. Kendine dönüş, kendi izini sürüş toprağa ve suya dönmekle mümkün olmaktadır. Toprağın izinin sürülmesi, soyutlama ve soyutlanma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
İnsanın manası toprakta ve suda saklıdır. Su canlılığı temsil ederken, toprak bereketi temsil etmektedir. Kaliteli bir toplum, hakkı verilmiş bir yaşam için insanın kendini bulması, kendi mayasıyla mayalanabilmesi; sakince geçmişin bilgisine sahip olarak, inşa olurken inşa etmesi gerekmektedir. Geçmişin bilgisine sahip olmak, bir nevi manayı terk etmemek anlamına gelmektedir.
Özetle; toprak ve su dengesinin korunması önem arz etmektedir. İnsan, yaratılışındaki iki boyuttan biri ile bağını kopardığında sağlıklı yolculuğa devam edememektedir. İnsan dengede olmadığı müddet mayaya tutunamamaktadır. En büyük amaçlarımızdan biri olan soyutlama ve soyutlanma da su ve toprak sayesinde gerçekleşmektedir. İnsan, insan olmadığı müddet su ve toprak ile özünü hatırlayamamaktadır. İnsan kendisini toprak ve su ile tanıyabilmektedir. Ne topraktan ne sudan vazgeçilmelidir. Zira insanın kendisine, Bir olana/hakikate dönüşü, toprağa ve suya dönmekle mümkündür.



