YOLCULUK-II

YOLCULUK-II

 

Yol ifadesi insanlık tarihinde birbirinden farklı alanlarda genellikle farklı manaları ifade eden bir metafor olarak kullanılmıştır. Bilgelik yolculuğunda ise bu mana ile kastedilen; başlangıç ve bitiş olarak ifade edilen iki nokta arasında geçen “süreç”tir.  

 

Yaşamı boyunca kaybettiğini tekrar bulmakla, unuttuğunu hatırlamakla mesul olan insanın, hayatının başı ile sonu arasında geçirdiği sürece “yol” denmektedir. Netice itibarıyla insan dünyaya indirildiği andan itibaren “yolcu” vasfını kazanmış durumdadır. Yolcu, zaman ve mekân içinde belirli kademeleri aşarak nereden geldiğini, nereye gittiğini ve yolda nasıl yürümesi gerektiğinin cevaplarını yine kademeli bir şekilde bulmaktadır. İnsan kimi zaman dünyada bir yolcu olduğunu ve her nefeste bir yolu arşınladığını unutmaktadır. Bu unutuş hadisesine ise gaflet hali denmektedir. Gaflete daha az düşen, yolu hikmetle, usulle arşınlayan insan ise süreç boyunca insan-ı kâmil olma hedefiyle, yolun izini sürerek adım adım hakikatin peşinden gitmektedir. 

 

Yolcu, yolu adımlarken daima mevcut halden istenilen hale doğru adım atmak derdinde olmalıdır. Bu dert ile kuşanan yolcu, bir süre sonra yolun başı ve sonunun aynı olduğunu fark eder hale gelmektedir. Yolun başında unuttuğunu yolun sonunda tekrar hatırladığında ise, sürecin yani yolculuğun esasında noktadan noktaya gidiş hadisesi olduğunu fark edebilmektedir. Bu fark ediş büyük bir ateşi harlamaktadır. Bu fark ediş, içerisinde düşüşü de barındıran yukarıya çıkma meylidir. Bu meyil neticesinde insan, kesafetten adım adım soyutlanarak letafet alemine yaklaşmaktadır. Daha az unutmaya, gaflete düşmeye, gaflete düşüp hata yapsa dahi oradaki tecrübeyi yolculuğunda azık olarak kullanır hale gelmektedir.  

 

Yolun fısıldadığı hakikatlere tutunan insan, yaşamı boyunca kaliteli ve aslına uygun bir ömür sürmektedir. Dünyaya indirilmekle aşağılara duçar olan insan, unuttuğunda ise aşağının da aşağısını mekân bellemektedir. İnsanın bir yolcu olduğunu hatırlaması; sabite sahibi olması ve bu sabiteyi koruması, pişerek saflaşması ve tevazu gömleğini giyerek geldiği yere geldiği hâl üzere dönme hedefinde olması demektir. Süreç içerisinde yapılan her yanlış, insan ferdine ve insanlık ailesine zarar vermektedir. Bu dünyadaki ödül ve imtihanlara kapılmamak, yolu daima sadakatle yürümek gerekmektedir. Bu sadakat neticesinde ruh nefse karşı giderek ağırlık kazanmaktadır. Ruhun nefse hâkimiyet kurması ise, insana kesafet âleminde letafet gömleğini giydirmektedir.  

Scroll to Top