FELSEFEDE YÖNTEM: SOYUTLAMA
Felsefe, ilk anda görünenin ondan ibaret olmadığını düşünmekle, görünenin arkasındakini aramakla, görünmeyene ulaşmakla ve oraya dair sorular sormakla meşgul olmaktadır. Diğer bir deyişle felsefe, bilinenlerden yola çıkarak bilinmeyenlere yol alıştır. Bu yol alış faaliyetinde felsefe yapan kişi; bulunduğu yerden dışarı çıkmadan, üst bir pencereden bakmadan felsefe yapamamaktadır. Bu aşamada yapılan şeye tam olarak “soyutlama” adı verilmektedir. Soyutlama, dışarı çıkma faaliyetidir.
Soyutlama, diğer bir deyişle dışarı çıkma, ait olmadığın yerde kalmamak anlamına gelebilmektedir. Eğer bulunulan yer içselleştirilememişse veya içe ait değilse oradan çıkmak, soyutlamaktır. Nitekim gerektiğinde yapılamayan soyutlama, dış’ın iç’e karışması ve iç’in yok olmaya yüz tutması anlamına gelmektedir. Bulunulan yere yukarıdan bakamamak tehlikesinden büyük oranda koruyan soyutlama, kuşatıcılığı da beraberinde getirmektedir. İç’te bulunmak, dış’tan çıkmak aynı zamanda yolun tamamını kuşatmak anlamına gelmektedir. O halde söylenilebilir ki; felsefe yolculuğu, soyutlayarak kuşatan bir süreçtir. Bu süreç, çözüme ve bilinmeyenlere ulaşma hadisesine dışarı çıkarak yani aynı anlama gelen “iç’ten” ulaşmayı mümkün kılmaktadır. Çünkü dışarı çıkmak, iç’te kalmaktır. Buradaki dikotomiyi anlamak için dahi soyutlama yoluyla dışarı çıkabilmek yani içte kalabilmek gerekmektedir.
Özetle soyutlama yapmak; ait olunmayan yerden dışarı çıkarak üst bir pencereden bakmak, içte olanı dışarıdan ve içte kalarak kuşatmak demektir. Felsefenin yaptığı yahut yapması gereken de budur. Zira soyutlama deyince dışarı çıkmak, dışarı çıkmak deyince içte kalmak/içe dönmek, bunların hepsini deyince kuşatmak ve nihayetinde felsefeye ulaşmak gerekmektedir.




