BİLGELİKTE YÖNTEM: SOYUTLANMA
İnsan, içe ait olmayanı dışarı çıkarmaya elverişli bir yapıya sahiptir. Öze aykırı ne varsa, onu içeride tuttuğu müddet özüne zarar geleceğini daima bilmektedir. (Fakat bu bilgi umumiyetle unutulmaktadır.) Felsefenin dışa çıkma yani soyutlama faaliyeti olduğu daha önce söylenmişti. Dışarı çıkarma faaliyetine ise soyutlanma adı verilmektedir. Soyutlanma ise bilgelikte kullanılan bir yöntemdir.
İç’e dair unutulan bu bilgiyi hatırlamak bilge insanların yapabileceği en önemli şeydir. Zira onlar bilmektedir ki, dış’ın iç’e sızması ve iç’e müdahalesi her vakit iç’in yok olmasına zemin hazırlamaktadır. İç’e yapılan müdahalenin önüne geçilmesi yalnızca soyutlanma ile olmaktadır. Diğer bir deyişle, iç’e ve öz’e ait olmayan her ne varsa onu dışarı çıkarmak soyutlanmadır.
İnsan, hayatının büyük bir oranını insanlar arasında geçirmektedir. İçinde bulunduğu her insan topluluğu ona farklı bir şey fısıldamaktadır. Eğer kendini o yaşantının içine koyuverirse insanlardan bir insan olarak yoluna devam etmektedir. Ancak bulunduğu yeri ve yürüdüğü yolu anlamak ve anlamlandırmak istiyorsa yapması gereken ora’da bulunurken kendini ora’dan çıkarmaktır. O halde denilebilir ki; soyutlanma yalnızca içe ait olmayanı dışarı çıkarmak değil, aynı zamanda ait olmadığı her yeri daha iyi gözlemlemek için kendini de dışarı çıkarmaktır. Yani soyutlanma, insanlardan bir insan olup onlardan olmamayı mümkün kılan bir kavramdır.
Özetle soyutlanma; bilgelik yolunda dıştan içe müdahalelerin önüne geçerek özü korumaya, dışarı çıkararak “insan” kalabilmeye ve insanın yegâne istemi ve amacı olan sonsuzluğa ulaşmaya imkân tanımaktadır.




