MANA VE KAVRAM DİLLERİ
İlim yani bilme edimi; ilk etapta felsefe, sonrasında bilim, daha sonra tekniğin yolunu tuttuğu bir süreci ifade etmektedir. İlim, bilme halidir. ﻉ ve ل harflerinden oluşmaktadır. İlim ile irfan arasındaki en temel fark; ilmin dışa, irfanın içe ait oluşudur. İnsanlık ilim ile dışa açılmakta, irfan ile içe dönmektedir. İlimden doğan, felsefe ve bilim; irfandan doğan, din ve bilgeliktir.
Felsefe, bir ara formdur. İçte olanı alıp kavramsallaştırarak dışa açılmaktadır. Felsefe, bilim ve tekniğin yani dışın köprüsüdür. O nedenle içten dışa açılma ilk önce felsefe ile başlamaktadır. Bu değişim; işitilen şeyin dışarı çıkarılması, görselleştirmesi, kavramsallaştırılması, formel hale getirilmesi yoluyla yapılmaktadır. Dil, formel hale getirildiğinde mantık ilmi ortaya çıkmaktadır. -Mantık, kavramların ve kavramların oluşturduğu tanımların ilmidir.- Mantık en önemli alet ilimlerinden bir tanesidir. Aristoteles sonrası felsefe de yöntem/dil olarak mantık seçilmiştir
Bilme edimi söz konusu olduğunda kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bir şeyi kavramsallaştırmak, sesi ve sözü görselleştirmek demektir. Ses ve söz yani işitilen şey görselleştirildiğinde, durdurulduğunda ve dondurulduğunda kavram ve tanım ortaya çıkmaktadır. Kavramlarda sesli değil köken harfler kullanılmaktadır. Arapça dili köken dillerindendir. Bir geleneğin son dilidir. Sessiz harfler vardır ve işitsele dayalıdır. Arapça dilinde, ses içeride ünsüzdür ve ünsüzlerle doğmaktadır. Dışarı çıktığında ise ünlülerle mana kazanmaktadır, yani okunurken ünlü hale getirilmektedir.
Her harfin temsil ettiği bir köken mana bulunmaktadır. Bu tür dillere, mana dilleri (intentional language) denilmektedir. Muhatap olduğumuz vahiy türlerini, semavi dinleri oluşturan o gelenek mana dillerinde zuhur etmektedir. Grek ve Latin dilleri, sonradan durdurulan ve dondurulan dil yapılarını haizdir. Yazıya ünlü ve ünsüz harfler ile aktarılmıştır. Ünlü harflerin getirilmesi ile mana daraltılmış ve sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırma, dilin kavramsallaşmasına sebebiyet vermektedir. Felsefe ve bilim, ana hatlarıyla Grek ve Latin dil yapısıyla devam etmiştir.
İnsanın ilk dışa açılımı görmekle, gözle başlamakta, sonrasını kavramlar takip etmektedir. Zamanla matematik ile kavramların yerini sayılar almıştır. Bu üç unsur, insanın dışa yolculuğunu temsil etmektedir ve dışa yolculuğun hammaddeleridir. Bilmeyi ve ilmi kendilerine konu kılmışlardır. Bilme edimi bize günün sonunda geldiğimiz dünyayı vermektedir. Dışın bilgisinden; yönetim, kontrol, düzen, yeknesak şehirler, para, kurumlar, yayılmak, çoğalmak, artmak, fazlalaşmak, genişlemek, fethetmek, savaş ortaya çıkmaktadır. Bilme edimi aynı zamanda savaş edimidir. Çünkü bilme devam ettikçe kendini hızlandırmaktadır. Dışa açılmak, hızlanmakla ödüllendirilmektedir. Bilme ediminde huzur, sekînet ve sükûnet ortaya çıkmamaktadır. İnsan bilme edimini gerçekleştirdikçe gerçek manada huzur bulamamakta, genişlemek ve yayılmak istemektedir.




