İNSANLIĞIN ÇUKURLARI
Çağımızda insanların karşılaşmış olduğu sorunlar, insanlık tarihinde gerçekleşmiş olan iki büyük kırılma sonucu meydana gelen çukurlar sebebiyledir.
İlk kırılma, M.Ö. üçüncü yüzyılda Aristotales’in felsefeyi annesi olan bilgelikten ayırması yani içte olanın dışa aktarılması hadisesidir. Bilgelikten ayrılan felsefede gönlün yerini kavramlar almaktadır. Felsefe, kavramlarla hakikate gitme yolculuğudur. Her ne kadar felsefenin kapısı dışarıya açılsa da içinde hala tümel olanın izlerini taşımakta ve manayı bulmayı amaç edinmektedir. Bu sebeple felsefe içe ait olan ile dış arasında köprü vazifesi görmektedir.
İkinci büyük kırılma ise kavramların yerini sayıların alması yani Newton, Descartes, Leibniz gibi bilim adamlarının kapitalizm öncesi dünyayı matematikselleştirmesi sonucunda felsefenin yerini bilim ve tekniğe bırakmasıdır. Bilim ve teknik dünyaya dair ‘tikel bilgileri’ aramaktadır. Hızı, hareketi, değişimi ve beraberinde çokluğu getirmektedir. Burada mana yerine madde bulunmaktadır. İnsanın merkezden alındığı, paranın, eğlencenin ve hazzın merkeze getirildiği görülmektedir. İnsan böylece yavaş yavaş anlamayı, anlamlandırmayı, düşünmeyi, durmayı, durulmayı geride bırakmaktadır.
Dinden bilgeliğe, bilgelikten felsefeye, felsefeden bilime ve bilimden tekniğe gelinen bu yolculuk; insanlık tarafından “gelişim” olarak adlandırılmaktadır. Teknik geliştikçe insanlığın da geliştiğine dair yanlış bir izlenim oluşmaktadır. İnsanlığın çukurlarını meydana getiren iki kırılmayı da içinde barındıran bu yolculuk aslında insanlığı daha da aşağı çekmektedir. Gelişim olarak adlandırılan şeyler insanı insandan, kendisinden ve en önemlisi “Bir” olandan uzaklaştırmaktadır.
İnsanlığın bu çukurlardan çıkabilmesi için hakikate ulaşması gerekmektedir. Hakikate ulaşmak için ise din-bilgelik-felsefe-bilim-teknik çizgisinde felsefe köprüsünü kullanarak teknikten dine geriye doğru bir yolculuk yapılması gerekmektedir. Böylece kişide soyutlanma, kadınsılık, teklik/birlik, hoşgörü, yumuşaklık, yan yanalık, mana, sükûnet, geometri yani içe ait olan şeyler artmaktadır. İnsan bu sayede durarak durularak, düşünerek, anlayıp anlamlandırarak Bir olana yaklaşmaktadır.




