RÜZGÂR VE NEFES

RÜZGÂR VE NEFES

Rüzgâr; manayı arayan insanın izini sürmesi gereken ve aynı zamanda insanın tabiatında var olan unsurlardan birisidir. Rüzgâr çoğu zaman rahmeti ve nadiren de felaketi/gazabı temsil etmektedir. Rüzgâr; esen, temas eden şeydir. Rüzgârın yoğunluğu az olduğunda El-Latif esması tecelli etmekte ve rahmet, şefkat, muhabbet ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle rüzgâr; taşıyıcıdır, aktarandır, vesiledir, aracıdır, araçtır, resuldür, irsaldir, vasıtadır, köprüdür, yoldur. Varlığı dengeleyen ve sıfırlayandır. 

 

Toprak ve su ise insanın mayasını oluşturan iki unsurdur. Toprak; mayalayandır ve doğurganlığı için suya ihtiyaç vardır. Toprak ve suyu buluşturan ise rüzgârdır. Bereketin ortaya çıkmasında önemli bir işleve sahiptir. İnsan öyle bir sırdır ki, bu sır rüzgârda, toprakta, suda kayıtlıdır. Hayat, bu sırrın izini sürmektir. İnsan bu sırrı ancak gönle gelen nefes ile anlayabilmektedir. Kâinattaki rüzgârın insandaki izdüşümü nefestir. Bu düşünce; insan ile kâinat arasında yakın bir ilişki olduğu, kâinatta var olan her şeyin bir yansımasının da insanda olduğu anlayışından gelmektedir. 

 

Rüzgârın dünyadaki amacı, döngüsellik ve sürekliliktir. Sürekli, döngüsel olan, dairesel hareketler yapmaktadır. Bu, rüzgârın hafif veya şiddetli bir şekilde daima estiği anlamına gelmektedir. Varlık kendini rüzgâr ile dengeye getirmekte ve bu şekilde kâinatta adalet tesis edilmektedir. Adalet ve denge yalnızca insana has değil kâinata da hastır. İnsan, kendindeki adaleti ise nefes ile sağlamaktadır.  

 

Rüzgârın temizleyici bir yanı da bulunmaktadır. Varlığı, içine sızmış kirlerden arındırmaktadır. Ancak toprak ve su kirlenmiştir. Böylece insan mayalanamama ve kirlenme tehlikesi ile karşı karşıya gelmiştir. Bundan en çok yeni nesil etkilenmektedir. Kesret âleminin yoğunluğundan sıyrılıp letafete mazhar olunamamaktadır. Bu yüzden insan, gönlünde olanı nefes ile canlandırmalı ve harekete geçirmelidir. Yani insan nefes almalı ve başka bir insana nefes olmaya çalışmalıdır. 

Scroll to Top