USUL-Ü MEŞK
Tarih seyri içerisinde yolculuk, yolcu için bir rehberi zorunlu kılmaktadır. Yolcu/talebe/çırak, derinlik sahibi olmak için kendisinde derinliğin izini taşıyan bir ustanın rehberliğinde yola revan olmalıdır. Usulsüz vusul olmayacağından yolcu, bir usul ile Tanrı’nın izini sürmelidir. Bu da günümüzde usullerden bir usul olan ‘Meşk Usulü’ ile mümkün hale gelmektedir. Meşk usulü; Osmanlı dönemi geleneksel Türk musikisinde kullanılan bir eğitim ve aktarım yöntemidir. Ustanın kabiliyetini, derinliğini, güzelliğini çırağının gönlüne ve ruhuna nakış nakış işlediği bir usuldür. Bu usulde ustanın gönlünden sadır olan fısıltılar, çırağın yolunu şekillendirmektedir.
Çırak, yolculuk içerisinde attığı her adımda ustasının gönlündeki saf sevginin ritmini duymaya özen göstermelidir. Ustasının öğrettiklerinin üzerine aynı yolda tekâmül etmelidir. Akıl ve cesaret, duygular ve ilmi bilinç, bu dünya ve öteki dünya dengede tutulmaya çalışılmaktadır. Çırak, usta ne yaparsa aynısını yaparak haddi aşmadan sınırlarını aşmaya çalışmalıdır. Haddi aşmadan ustaya yaklaşmak ve usta olmak için gerçekten inanmak gerekmektedir. Meşk usulünde yola ve ustaya riayet oldukça mühimdir. Bilgelikten ve ustadan alınan feyzin her yolcuda ayrı seyredilmesi hususi bir gerçekken, her yolcuda farklı teamül ve tekâmülün gerçekleşmesi yolculuğa ve hayattaki “esraru’l-vücûd”a yapılmış bir atıf mesabesindedir.
Bu yüzden yolcu, insanların kimliğini kendinde, kendi kimliğini başka insanlarda okumalıdır. Tarihine vefa gösterip, bilge olan insanların yaptıklarını kendisine azık edinip, vefakâr bir yolcu olmaya çalışmalıdır. Bilgelik ve din dairesinde merkezde Tanrı’nın olduğu bilinciyle ustanın fısıltılarına, gönlünü ve ruhunu feda ederek fedakâr bir yolcu olmaya çalışmalıdır. Usta, çırak için bir köprü olduğu gibi çırak da zamanı geldiğinde insanlar için bir köprü olma vazifesini üstlenmektedir. Çıkılan bu yolda köprünün ayaklarını din ve bilgelik oluşturmaktadır. Yolcu, dinin bir sırrı olan ‘sevgi’ ve bilgeliğin bir sırrı olan ‘bilmediğini bilmek’ hususlarına/hallerine dikkat ederek adım adım inşa ederken inşa olma faaliyetine girişmelidir.
Bilgelik, geçici olanı değil asli olanın peşinden gitmeyi gerektirmektedir. Amacımız daha yukarı, daha üst mertebelere yükselmek olmalıdır. Bilgelik; sadeleşerek akışta ve yolda olmaktır. Yolcu, yolda iddiadan uzak kalmalı ve ilim okyanusundan yalnızca bir katre alabileceğini bilmelidir. Bilge insanlar, o okyanustan bir katre almayı değil; o okyanusa bir katre olmayı temenni etmektedir. Bu ise iddiadan en uzak olanıdır.




