BEN’DEN BİZ’E YOLCULUK

BEN'DEN BİZ'E YOLCULUK

Bu yolculukta seyr-u sülûk içerisinde bir iz sürülmektedir. Sürülen iz; insanı kemâle erdirecek olan izdir, peygamber yolunun yolcusu olan bilgelerin/ariflerin izidir. Yolun nihayetinde karşımıza derin bir okyanus çıkmakta ve mana kapısı aralanmaktadır. Kapıdan girebilmek ilk etapta duyarlı bir kalbi, sonraki etapta ise derinlik ve temizliği gerektirmektedir.  

 

Bu yol, duyarlı bir kalbe sahip olan her insana açıktır. Ancak yolculuk içerisinde ilerlemek için sadece duyarlı bir kalbe sahip olmak yetmemektedir. Yola riayet etmek, hatırlamak ve unutmamak yolculuğun üç ana ilkesidir. Bu ilkelere riayet edildiğinde; soyutlama-soyutlanma faaliyetleri geliştirildiğinde, saflaşıldığında/temizlenildiğinde ve yeri geldiğinde en değerli olandan vazgeçilebildiğinde mana kapıları aralanmakta, kişideki kalite artmaya başlamaktadır.  

 

Bilgelik en değerli olanı kaybetmekle başlar. 

En değerlisini kaybetmeyen bilgeliğe başlayamaz. 

 

Bu yolculuk soyutlandıkça saflaşılan, saflaştıkça derinleşilen bir yolculuktur. Derinleşenler nefes almakta ve aynı zamanda nefes olmaktadırlar. Her insan derinliği ve seviyesi miktarınca görmekte/anlamakta ve gördüğü/anladığı miktarınca anlatabilmektedir. Burada bahsedilen anlatım bir bilgi aktarımı değildir, tecrübe akışıdır. Sığlığı, sathiliği ve samimiyetsizliği bünyesinde barındırmamaktadır. Yolculukta saf ve katmanlı bir akış söz konusu olmaktadır. Soyutlanma ve derinlik bu bağlamda önem arz etmektedir. Aksi takdirde anlamayan yanlış anlayacak ve gaflete düşecektir. Gaflet ise bilmeyene bildiğini sandırmakta ve onu kör etmektedir. Gafil bir ruh seyr-ü sülûk içerisinde yürüyememekte, yolculuğun getirdikleri ağır gelmektedir. Çünkü gaflet sirayet ettiğinde derinlik yerini sığlığa bırakmaktadır. Ancak gerçek bir kayıp, gaflet düğümünü çözebilmektedir. Bu kayıp uyandırıcı etkisi olan bir uyarıdır. Uyarı geldiğinde uyanmak gerekmektedir.  

 

Gerçek dert, insanı dermana ulaştırmaktadır. Bu dünyada gerçek derdi bulanlar, dermanın dertte olduğunu bilmekte ve zorluklardan kaçmamaktadırlar. Yolda kolay olanı seçenler zorluklarla sınanmakta, zor olanı seçenlerin yolu ise kolaylaşmaktadır. İmtihanlar imkânları, imkânlar imtihanları doğurmaktadır. Sabretmek ve geçici olana hazırlık, kalıcı olana yatırım yapmak gerekmektedir. 

 

Yolculuk bir başına yürünen bir yolculuk değildir. Kendi hikâyemizin yanında bir dünya insanın da hikâyesini taşımaktayız. Kurtuluşun kurtarışta saklı olduğunu görerek idrak edebileceğimiz bir çağda yaşamaktayız. Nefes aldıkça ve nefes oldukça bu hayatta seyr-ü süluk içerisinde yaşayabilmekteyiz. Mana, buralara varırken bizlere açılmakta ve bizler kendimizi ve bir başkasını tanımaya başladığımızda bu yola adım atmış olmaktayız. Kendimize baktığımızda kardeşimizi, kardeşimize baktığımızda kendimizi görmeye başlamaktayız. 

 

“Ben” ile başlayan yolculuk “biz”e varmakta, “biz”e varıldığında “ben” görünür olmaktadır. Ben ve biz kavramlarını bilmek, yerini ben ve biz kavramlarıyla tanış olmaya bırakmaktadır. Yolda bu derinliğe ulaşıldığında nûrun alâ nur olmakta ve yolumuz aydınlanmaktadır. 

Scroll to Top