İYİLİK

İYİLİK

İnsan bu dünyada her şeyle yetinebilecek şekilde yaratılmıştır. İnsanın ilim, ibadet ve iyilik dışında her şeyle yetinmesi gerekmektedir İnsan bu konularda kendisini sürekli geliştirmekle sorumludur. İyilikten yana tavır takınılmalıdır. Her gün küçük, basit ama o güne kadar yapmadığımız bir iyilik yaparak iyiliğin sürekliliği sağlanmalıdır. Çünkü iyilikte süreklilik sağlanamadığında içe kötülük sızabilmektedir. 

 

Nübüvvetin taşıyıcısı olanların bir tecelligahı olan melamiliğe göre Hak Teâlâ kötü bir şey irade etmez, eğer ki kötülük var ise kendi nefsimizdendir. İyilik ise kendimizden değil daima Allah’a dayanmaktadır. Melamilikte yapılan her iyilik Allah’a, yapılan her kötülük insanın kendisine atfedilmektedir. 

 

Kişi kendinde bazı süfli yönler görüyorsa, insanlığa ve iyiliğe açılmış bir kalp taşımıyor demektir. Süfli bu hâl için gayret etmiyorsa ve bu hâlin farkındaysa kendisinde zihni, kalbi anlamda bir tekâmül göremiyorsa tehlike sinyali veriyor demektir. İnsan, kendisine ve insanlığa dair iyi ve iyiyi düşünmelidir. İyi ve iyiliği düşünmenin semeresi şükürdür. Şükür ihsan mekanizmasını çalıştırmaktadır. Şükredene ihsan edilmektedir. 

 

İnsan iyi düşündükçe iyilik ona nasip olmaktadır. 

 

Kardeşlik basamaklarından birisi olan ademiyette kardeşlikte tüm insanların kardeş olduğu ifade edilmektedir. İyilik yapmada din ,dil, ırk gözetmeksizin herkesi kardeş bilmektir. İyiliğin etki ve tesir alanı değişebilmektedir. Mucizeler ve imtihanlar arttıkça kişinin yapmış olduğu hayır ve iyiliğin etki ve tesir alanı da artmaktadır. İyiliğin etki ve tesir alanı arttıkça yaygınlaşmakta ve ortalamayı kötülükten uzaklaştırmaktadır. Gerçek manada iyilik yapmak zordur. Yapılan iyiliğin çoğu vebal ve zeval üretmektedir. Ancak aslolan niyettir. Nitekim Son Peygamber’le açıkça zikredilen “Ameller niyetlere göredir.” ifadesi yani niyetten sorumlu tutulmak insanlığa lütfedilen çok özel bir rahmet kapısıdır. 

 

Scroll to Top