HAYRET VE GAYRET
İnsanın kendi varlığını tanımlayabilmesi, anlama ve anlamlandırma faaliyetini gerçekleştirebilmesi, diğer mahlûkat ve kâinatla bütünleşebilmesi için tanrıyı bulması gerekmektedir. Aksi halde anlam parçalanmaktadır. Bilgelik; parça bilgiye sahip olmaktan ziyade hakikati olduğu şekliyle görmek, işitmek, hissetmek istemekte; tümel olanı arzulamaktadır. Dolayısıyla bütüne bilgelikle gidilmektedir. Bilge insanlar; geometrik düşünebilen, insana dokunabilen, mayalayabilen, peygamber yolunun yolcusu olan kimselerdir. Bilgeliğin kapısını aralayabilmek için ‘bilmediğini bilmek’ gerekmektedir. Bu bilgi, hakikatin bilgisine ulaşma yolculuğunda insanın temel dayanağı olmaktadır.
Bilgelik, ‘hayret ve gayretten’ ortaya çıkmaktadır. İyi bir gözlem neticesinde, insanların hayranlıkları üzerine bir şeyler inşa ettiğini görmek mümkündür. Sanat, hayretten doğmuştur; felsefe ise hayretin semeresidir. Felsefe; “Bu nedir?” sorusu ile başlamakta, diğer tüm sorular bu soru üzerinden türemektedir. Bu soruyu sormak bilmediğini kabul etmektir. Bilmemenin içerisinde ise bilmek saklıdır. İnsan bilmediğini bilmekle bilir hale gelmektedir.
Kişi bildiğini zannederse öğrenmeyi ıskalamaktadır. Kişinin bilmediğini bilmesi ise ona haddini bildirmekte ve onu erdemli kılmaktadır. Hikmet ehli/bilge insanlar, insanlara bilmediğini bildirmektedir. Bu, insanlığa yapılabilecek en büyük lütuftur.
İnsan, bilmediği bir şey ile karşılaştığında hayrete düşmektedir. Bu hayretin bir sonu yoktur fakat insan yolda erdemsiz davranışlarda bulunmaya başladığında bıkkınlık hissetmekte ve hayret etmemeye başlamaktadır. Bu, imtihanın kaybedilmesi demektir. Peki, neden hayretin bir sonu yoktur? Çünkü hakikat/varlık, insanı O’nu bilmeye karşı daima kışkırtmaktadır. Bunun sonucunda ise arayış başlamaktadır. Aramak/iz sürmek; hayret ederek başlamakta, gayret ederek devam etmektedir. Bu döngüsel/dairesel bir yaşama biçimidir ve bu döngünün bir sonu yoktur. İnsan; iz sürdükçe karşılaştıkları neticesinde hayreti artmakta, hayret ettikçe daha fazlasını bilmek istemekte ve arayışa devam etmektedir. Kişi bu şekilde birbirini takip eden bir döngü içerisinde yol almaktadır. Bilmediğini bilmek, hayreti; hayret gayreti, gayret bilgiyi getirmektedir. Bilgi ise insanı hakikate/Tanrı’ya götürmektedir.




