DOĞUM VE ÖLÜM
Beşer; bir doğumla bu dünyaya düşmekte, yukarıdan aşağıya doğru indirilmektedir. Yukarıdan aşağıya doğru indirilmek, letafet âleminden kesafet âlemine indiriliş/düşüş manasına gelmektedir. Dirim temelli beşerin dünyaya indirilmesindeki ilk doğuma; topraktan oluşa, anne karnından çıkışa “maddi doğum” denmektedir. Kadim bilgilere bakıldığında bu doğumun anne karnından çıkıştan öncesine, anne rahmindeki sürece tekabül ettiği görülür.
İnsan, indirildiği yere dönmek üzere dünyaya gelmiştir. Bu hikâyede insanın payına düşen, tek bir doğumun gerçekleşmesi değildir. Beşerin uslamlandığı, insan olma vasıflarını potansiyelinde açığa çıkardığı ikinci bir doğum söz konusudur. Bu doğum, manadan doğuş olarak ifade edilmektedir. Maddeden doğuş ne kadar sıkıntısız gerçekleşirse, manadan doğuşun gerçekleşme ihtimali de o kadar artmaktadır. İlk doğumu/maddeden doğuşu sıkıntılı gerçekleşenlerin ikinci doğuma/manadan doğuşa ulaşma ihtimali çok düşüktür. İkinci doğumun gerçekleşmesi, tenin ötesiyle/tin ile sıhhatli bir mutabakat sağlamakla mümkün hâle gelmektedir. Burada ayırt edici olarak “Hz. İnsan” ifadesi kullanılmaktadır.
İnsanların çoğu bu dünyadayken ikinci bir doğumun varlığını bile fark etmemektedir. Hâlbuki insan, bu dünyada ölmeden olma imkânına sahiptir. Bu, ancak ölmeden ölmekle mümkündür. Maddeden doğan beşer; bu doğuşun bir bedeli olduğunu düşünmekte ve bedel ödemek adına bir amaç aramaktadır. Ancak doğru yerde arayan doğru manaya kavuşmaktadır. Maddeden doğan dirim temelli beşer, manasına ulaşmakta ve yeni bir doğum gerçekleşmektedir.
İnsanın hikâyesi dirim temelli beşer olmakla başlamaktadır. Ancak insan bu dünyaya doğmakla imtihanını vermiş olmamaktadır. Maddeden doğuş bir başlangıçtır. Onun ötesinde manadan doğuş vardır. Manadan doğuş, içerisinde daha saf ve özel hâlinde olan bir doğuş taşımaktadır. Bu doğuş, gönülden doğuştur. Her insan maddeden doğmakta ve bir gün ölmek için yaşamaktadır. Ancak her insan ölmeden olmak için yaşamayı unutmaktadır. Ölmeden olmak tüm doğuşları yaşamakla mümkündür. Fakat bir elin parmakları sayısınca insan manadan doğuyorsa, bir elin parmaklarının yarısı sayısınca insan da gönülden doğmaktadır. Her doğanın farklı bir kokusu vardır. Gönülden doğanın kokusu da bir başkadır çünkü ondan taşan koku, bir gönül kokusudur.




