FÜTÜVVET-II

FÜTÜVVET-II

Müslüman Türklerin ameli hayatını şekillendiren en önemli ahlak modelini Fütüvvet kavramı oluşturmaktadır. İnsan hangi toprağın mayasıyla mayalanırsa o toprağın ahlakıyla ahlaklanmaktadır. Bu toprakların mayası ile mayalanan bu toprağın evlatları, kaynağını nübüvvetten alan fütüvvet ahlakı ile ahlaklanmıştır. Modern çağda her ne kadar fütüvvet ahlakına ait değerler bize unutturulmuş ve öze ait olmayan yaptırımlar bize ahlaki değermiş gibi ifade edilmiş olsa da bu toprağın evlatları, hâlâ özünde bu toprağın mayasını taşıdıkları için özenilen başka değerler ile huzura erememektedir. Zira modern dönemle ortaya çıkan kültür modelleri huzuru değil hazzı sağlamayı amaç edinmiş ve bu doğrultuda modern çağın insanına da haz istencini aşılayarak adeta çağ içerisinde huzursuzluğu yerleşik hâle getirmiştir. 

 

Fütüvvet; gönle hitap eden ve ancak gönül sahipleri tarafından anlaşılan, mazlumun yanında olmayı, garibin hakkını gözetmeyi, yoksula el uzatıp düşküne ve hastaya yardım etmeyi öğütleyen peygamber sözüdür. Fütüvvet; ustanın elinden tutup, varlık mertebelerini basamak basamak çıkartmayı gaye edinen hakikat yolunun ışığıdır. Özüne sevgiyi alıp iyiliği aşılayan, kötülükten sakındıran ve saygıyı düstur edinen muhabbet dilidir. 


İnsanlığa dokunmak ya da insanlık hikâyesine katkıda bulunmak istiyorsanız iyiliklerin meleke hâline gelmesi zaruridir. 


Kaynağını nübüvvetten alan fütüvvet ahlakı zirve dönemlerini Ahilik müessesesi ile Anadolu’da Selçuklu Devleti zamanında yaşamıştır. Ahî Evran Mahmud el-Hoî’nin kurduğu Ahî teşkilatı, bir esnaf teşkilatlanması olarak kabul edilmektedir. Ancak Ahilik yalnızca esnafları ilgilendirecek kadar dar anlamlı bir sistem değildir. Ahilik, bozulan ticaret ahlakını fütüvvet ahlakına uygun şekilde yeniden inşa etmiş; gündüzleri dükkânlarda zanaat ile adil ticareti öğretip, geceleri tekkelerde, zaviyelerde ilmi yükselişi sağlayarak fütüvvet ahlakının ustadan çıraklara geçmesini sağlamıştır. 

 

Tüm bunlar dikkate alındığında modern çağda hakikat yolculuğuna revan olan kişinin yapması gereken, geçmişini doğru okuyup geçmişiyle birlikte bugününü şekillendirmesidir. İnsanlık hikâyesine katkı sunabilmek ve insana dokunabilmek için bu çağda yaşayıp bu çağı yaşamamanın gereklerinden birisi de yitip gitmeye mahkûm edilmek istenen fütüvvet ahlakını yeniden canlandırmaktır. 

Scroll to Top