ÖZE DÖNÜŞ
Öze dönmek insanın kendini bulması, unuttuğunu hatırlamasıdır. Kendini bulmak, varlığa ve birliğe ait bir çabadır. Kendini bulmak; insanlığı ve toplumu bulmaktır. İnsanın en büyük mayası, en değerli manasıdır. Hatırlamak ise içe ait olanlar ile ilgilenmek, kâinatı temaşa etmek, soyutlanmak, maya ve hikmetle bezeli sağlam bir zemin üzerine bir kimlik inşa etmektir. Bu inşa faaliyetinde en temel nokta, içinde yaşadığımız çağda varlık ve mana ile irtibatı koparmamaktır.
Öze dönmek için bir soruya cevap verebilmemiz gerekmektedir. Bu soru “Unutulan nedir?” sorusudur. İnsanın özüne Bezm-i Elestte bir tohum atılmış ve bu tohum ile bir söz verilmiştir. Dünya insanın Elest bezminde bulduğu hakikatten ayrıldığı, verdiği sözü unuttuğu, düştüğü yer olma özelliği taşımaktadır.
İnsanın manası özünde saklıdır.
Öze dönüşün sırlarından birisi de toprak ve suda saklıdır. Toprak ve su insanın köklerine dair anlamlar barındırmaktadır. Toprak insandaki özün ve inşa edilecek olan kimliğin zeminini, temelini, esasını temsil etmektedir. Toprak; insanın varlığa çıkmamış hâlidir, dönüştürücüdür ve mayalama aracıdır. Topraktaki mayayı kapabilen ve bağ kurabilen insan özüne dönebilmektedir. Su ise insan ve canlılar için ihtiyaç vesilesi kılınmıştır. Toprağın bereketini gösteren şey suyun varlığıdır. Suyun olduğu yerlerde canlılık olduğu görülmektedir. Su, alçakgönüllülüğü, mütevazılığı ve uyumu temsil etmektedir. Buralar insana öze dönüşün sırrını fısıldamaktadır. Toprak ve suyla bağlantıyı koparmadan fısıltılara kulak vererek ilerlemek gerekmektedir.
Öze dönüş, insanın verdiği sözü hatırlaması, özüne atılan tohumun barındırdığı cevherin izini sürmesi ve kendini bulması ile mümkün olabilmektedir. Öz’ün barındırdığı manaları kavrayabilen, varlıkta, tabiatta ve kâinatta var olan sırlara kulak verebilen insan özüne dönebilmektedir.




