DÜALİTE-II

DÜALİTE-II

Düalite yani zıtlıklar, varlığın insan zihnindeki parçacıklarından oluşmaktadır. Zıt gibi görünseler de nihayetinde birbirlerini tamamlamaktadırlar. Zıt gibi görünen şeyler hakikatin birer yansıması, tezahürü, tecellisi, tebadürüdür. 

 

Kesret/çokluk âlemi, mücessem yani somuttur; düalite âlemi, mücerret yani soyuttur. Bir şeyi anlamak ve anlamlandırmak için kesret âleminden düalite âlemine geçmek gerekmektedir. Fazla gibi görünenlerden, illüzyonlardan, kesretten sıyrılıp düalite ile sadeleşmek gerekmektedir. Çünkü somut âlemden soyutlanmadıkça mana ortaya çıkmamaktadır. Soyutlanma süreklilik sağlarsa birliğe yükseliş gerçekleşmektedir. 

 

Zıtlar, birbirini birlikte var etmektedirler. 

 

İnsan, kavramı düalite üzerinden kavrayabilmektedir. İnsan zihni zıtlık problemini aşmadığı sürece tevhide ulaşamamaktadır. Nihai hedefin düalite olmadığı unutulmamalıdır. Düalite, kesretten kurtulmanın yolu, yeni bir karargâh ve vahdete götüren bir aracıdır. 

 

Düalitenin kâinatta her zaman dengeli yayılması gerekmektedir. Kâinatta düzen soyut ikiliklerin dengede durması ile sağlanmaktadır. Bu dengenin yitimi, içre olan adaleti kırmaktadır. Denge şaşarsa düzen devrilmektedir. Bu durumda beşere ait olanlar artmaktadır. Bundan ötürü düalitenin dengede kalması elzemdir. İnsanın düaliteyi dengede tutarak ve nihai hedefinin ne olduğunu unutmayarak yola devam etmesi gerekmektedir. 

Scroll to Top