DERT

DERT

İnsan, insanlığın düşünce yapılarını ve inşa edemiyor oluşunu dert ettiğinde derde derman olmaktadır. Gerçek dertlerle hemhal oluş mevcut dermanı beraberinde getirmektedir. Mana sahibi olan insan soğukta yanmakta ve sıcaktaki insanın yüreğindeki yangını hissedebilmektedir. Çünkü manası olan insanın tek derdi kendini kurtarmak değildir. O insan, “Tüm insanlık için ne yaptın?” sorusunu cevaplamak uğruna yorulmadan ömrünü harcamaktadır. 

 

Yaşadığımız çağda zaman ve mekân ile ilgili soru ve sorunların farkına varabilmek için insanın önce bunu dert etmesi gerekmektedir. İnsanın gerçek dertlerle ve sıkıntılarla hemhal olması, pişmesini sağlamaktadır. İnsanın, gerçek dertler hemhal olması ve gereken yerde gerekeni yapabilmesi için bir yolculuğa çıkması gerekmektedir. İnsan, bu yolculuğa duyarlı bir kalp ile başlamaktadır. Bu yol, başından sonuna kadar gerçek dertlerle örülüdür. Gerçek derdin ne olduğunu göstermekte, gerçek derdin öteki dünya için olduğunu anlatmakta ve zor olanın aslında kolay olduğunu göstermektedir. 

 

Zor kolaydır. Asıl zor kolay olandır. 

 

İnsanın, dert sahibi olabilmesi ve dış streslerden soyutlanabilmesi için öncelikle gelen nasibin tekrarının olmayacağını fark etmesi gerekmektedir. Yapması gereken şeyleri ertelememeli, İbnü’l vakt olmalıdır. Ömür boyu iz sürerek doğru adımlar atmalıdır. İnsan gerçek dertlerle hemhal olmaya başlandığında, ihtiyaç olan şey kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. 

 

Yolculuğun başında zora talip olunan şeylerin zaman ilerledikçe her adımda kolaylaştığı görülmektedir. İnsan dert sahibi iken başına bir musibet geldiğinde doğru yolu bulabilmektedir. Kişi gerçek bir derde sahip olduğunda, yola riayet ettiğinde neyin illüzyon olduğunu nispeten de olsa anlayabilmektedir. Unutulmamalıdır ki; zalimin, zulmün karşısında durmadan, yolda kalmışın yanında olmadan, başka insanların dertleriyle ve insanlığın sorunları ile dertlenmeden bu dünyadan kurtuluş olmayacaktır. 

 

Kurtuluş, kurtarıştadır. 

Scroll to Top