SANAT

SANAT

İnsanın manası aşkın ve bu dünyaya ait değildir. Latif olandan uzaklaşarak ayrılığa duçar olan insan, hüzün gömleğini giymiştir. Sanat, insanın hüznünden doğan hüsündür. Belli bir yetkinlik kazanmış, saflaşma becerisi göstermiş, ayrılığı hisseden ve gönlünde kor taşıyan insanlardan sadır olmuştur. Sanat, güzeli ve güzelliği konu eden her şey olabilmektedir. İnsanın bu dünyadaki anlam arayışının güzelliğe dönüşmüş halidir. Çıktığı yer nokta/Bir olandır ve asıl uğraşı tekrar noktaya varabilmektir. 


Sanat; noktaya giderken bir azık, noktaya gidişin kilometre taşı, yoldaşıdır. 


İnsanın fıtratından kopmayan parçası aramaktır. İnsan mükemmel olmadığı için mükemmeli aramakta ve onun için sanat yapmaktadır. Dolayısıyla sanat, mükemmeli aramanın aracıdır. Kavranılamayan şeylerin gerçekliği ve güzelliği sanat ile hissedilmektedir. Bu yönüyle insana soyut düşünme becerisi kazandırmakta, insanın hakikate ve sabiteye olan yatkınlığını arttırmaktadır. İnsanı sakinleştirip saflaştırarak fıtratına dönmesini sağlamaktadır. İçkin ve aşkın olanın arasında köprü kurmakta, insanı aşkın olana yakınlaştırmaktadır. 

 

Sanatın suistimal edilmemesi gerekmektedir. Zira sanat hazzın değil hayrın kaynağıdır. Sanatı mevkisinden, gayesinden uzaklaştırmamak; asıl varlık sebebine ulaşmada vasıta olarak kullanmak gerekmektedir. İnsan sanat ile hakikatin farkına varabilmekte, özüne dönebilmektedir. 


Scroll to Top