AYDINLIK VE KARANLIK

AYDINLIK VE KARANLIK

Kâinat; aydınlık ve karanlıkların, iyilik ve kötülük olarak adlandırdığımız hallerin var olduğu, zıtlıklardan meydana gelmiş bir mekândır. Zıtlar, birbirlerini birlikte var etmektedir. Zıt gibi görünen şeyler bir kitabın iki kapağı gibidir, mutlak varlığa doğru yol aldıkça bir bütünün parçası gibi birbirlerini tamamlamaktadır. Yalnız mutlak olan Hak Teâlâ’nın zıttı bulunmamaktadır. Mutlak varlık, ‘Bir’dir’ ve diğer her şey O’nun yansımasıdır. Her şeyden önce ve her şeyden öte O vardır. Tüm kâinat O’nun birliğinde birleşmiştir. Kâinatın varlığı, O’nun esmasının tecellilerinde saklıdır.

Aydınlığın ve karanlığın tek bir kaynaktan çıkma hadisesi nasıl anlaşılmalıdır? Gerçekten kötülük diye bir şey var mıdır?

Hak Teâlâ’nın ışığının ulaştığı yerler aydınlıktır. Işığın ulaşmadığı yerler ise karanlıkta kalmaktadır. Aslında kötülük diye bir şey yoktur. Her şey iyiliğe doğru gitmektedir. Asli olan ve onun türevleri vardır. Işığın düştüğü yerler asli (kalıcı), karanlıkta kalan yerler arızidir (geçici). Arızi olanlar; asli olanların asıl kaynağa göre bir alt katmanı olan, ışığın daha az ulaştığı alanlardır. Bilgelik; geçici olanın değil, asli olanın peşinden gitmeyi gerektirmektedir. Aydınlık/ışık, iyilik, sükûnet, vahdet (teklik), bütün, ulvi, barış vb. kavramlar asli olanın içerisinde; karanlık, kötülük, hareket, kesret (çokluk), parça, süfli, savaş gibi kavramlar ise arızi olanın içerisinde yer almaktadır. Din, felsefe, bilim ve sanat asli olanla ilgilenmektedir. Bu kavramlar arasındaki birliği/bütünlüğü görmek bizi ışığa yaklaştıracaktır.

İnsanın karanlıkta kalmasının ve ışığın az düştüğü yere meyletmesinin sebebi, arızi olanlarla meşgul olmasıdır. Bu hal kişinin hakikatten uzaklaşmasına, sabitesini kaybetmesine sebebiyet vermektedir. İnsanın, kaynağa ulaşabilmesi için sıkıştığı yerden çıkarak arızi olan hallerden ayrılması; asli olana bağlanıp ışığın yansımalarını takip etmesi gerekmektedir.

Kötülük olarak ifade edilen durumlar hiçbir zaman mutlak iyiliğin zıttı değildir ve mutlak karanlık diye bir şey yoktur. Mutlak olan yalnızca Hak Teâlâ’nın varlığıdır. O’ndan zuhur eden mutlak aydınlık ise hiçbir zaman karanlığa dönüşmemektedir. Hak geldi batıl zail oldu demek, ‘ışık geldi karanlık kalmadı’ demektir. Işık hiçbir vakit sönmeyeceğine göre er ya da geç kötülük diye bir şey de kalmayacaktır. Kâinata sevgi nazariyesinden bakabilmek, dünyada iyiliğin ve asli olanın temsilcisi olabilmek gerekmektedir.

Scroll to Top