ZAMAN VE MEKÂN
İnsanın gerçekliği zaman ve mekân ile örülüdür. Zaman art ardalığı, mekân yan yanalığı ifade etmektedir. Art arda ve yan yana olanların birleşiminden koordinatlar ve frekanslar ortaya çıkmakta ve her şey bunların üzerine inşa edilmektedir.
Bereketli oluş, doğru mekân ve doğru yan yanalık ile mümkündür. Doğru yan yanalık iyi ve bereketli kimselerle hemhal olmayı gerekli kılmaktadır. İyilik, kendi içindeki iyiliği yakınındakine aktarmakta, mekânsal bir geçiş gerçekleşmektedir.
Mekânın daha somut karşılığı toprak/zemindir. Toprakta yetişmek, mayalanmak mekânsaldır. İnsanın mayalanma süreci iki aşamada gerçekleşmektedir. İlk mayalanma safhasında zaman ve mekândan soyutlanmış “efsaneler” ile maya çalınmaktadır. İkinci mayalanma ise zaman ve mekân perspektifinde gerçekleşmektedir.
Zaman matematiksel ve ritimseldir. Kulağa dair olan her şeyi zamanın içerisinde görmek mümkündür. Mekân ise geometriktir ve göze ait olan şeyleri kapsamaktadır. İnsanlık; zaman ve mekânın üzerine basmadan, matematik ve geometriden istifade etmeden gerçeklik kümesini oluşturamamaktadır.
Zaman ve mekân algısına sahip olmayan insanlar, etrafındaki zaman ve mekân algısını tutamazlar.
Zaman ve mekânın kayması, insanın elinde bulunan hakikat kümesinde aşınmaya sebebiyet vermektedir. Unutmak, kaybolmak, kaybetmek, gaflet halinde olmak zamansal formatın değişmesiyle meydana gelmektedir. Zamansal oynamaların artması güvenlik alanının zarar görmesine sebebiyet vermektedir.
Zaman ve mekân ile gerçeklik kümesini yeniden inşa edebilmek zamanın ruhunu es geçmemeyi, doğru zamanda doğru koordinatlarda bulunabilmeyi ve bereketi yakalayabilmeyi mümkün kılmaktadır.




