BİLGELİK
Bilgelik, içte mücadele edilen ve içe yapılan bir yolculuktur. Gönül merkezlidir, inancın pişirildiği bir yerdir. İçe yapılan bu yolculukta unutulanın tekrar hatırlanması hedeflenmektedir. Bilgelik, karmaşık olma durumunun son haline –derin bir sadeliğe- ulaşabilmektir. Bilgelik aynı zamanda hareketin de zirvesinde olmayı yani durmayı gerektirmektedir. Sakin, sükûnetli, durup durularak ilerlemektir. Bu, insanın içe olan yolculuğuna yardımcı olmaktadır çünkü acele etmek ve hızlı hareket etmek insanın düşünmesine, anlamasına izin vermemektedir. Bilgelik ise insanın düşünmesini, anlamlandırmasını, tümel olana yönelmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda bilgelik, insanın kendine yabancılaşmasına yönelik bir önlemdir.
Bilgelik; felsefe, bilim ve tekniği dengeleyici ve düzenleyici meziyetlere sahiptir. Yumuşaklık ve hoşgörü içerisinde teyakkuz halinden vazgeçmemeyi gerektirmektedir. Her daim dengeyi amaçlamaktadır. Bilgelik, içinde derinliği barındırmaktadır. Derinlik meselesi güçtür, herkesin kaldırabileceği bir mesele değildir.
Bilgelik adına yolculuğa çıkmış insan parça bilgiye sahip olmak yerine hakikati olduğu gibi görebilmeyi, işitebilmeyi, hissedebilmeyi arzulamaktadır. Parçalardan ziyade bütüne odaklanması gerekmektedir. Bilgeliğin adımlarını yani bilmediğini bilmeyi, hayreti, gayreti, bilgiyi, sevgiyi, şefkati, hoşgörüyü ve bütünlüğü dikkate almalı ve yolculukta bunları azık edinmelidir.
Bilge insanlar; peygamber olmayan ama onların ilerlediği yoldan ilerleyen, tümel düşünme ve yönetebilme becerisine sahip, geometrik düşünebilen, karşısındaki insana dokunabilen onu mayalayabilen, her şeye sevgi ile bakabilen kimselerdir. Bilgelik, şerrin içindeki hayrı; hayrın içindeki Hakk’ı görmektir.
Modern çağda, bilgelik kendisinden doğmuş olan felsefe tarafından öldürülmüştür. Çağın durumu göz önünde bulundurulduğunda bilgeliğin tekrardan diriltilmesi gerekmektedir. Burada insana düşen, kendisini bilgelik konusunda geliştirmesi ve yaşanılan her şeyi bu muvaceheden müşahede etmesidir.




