TERK-İ MANA
İnsan, yeryüzüne geldiği yere geri dönmek üzere gönderilmiştir. İnsan, bu dünyada hakikati aramak, O’nun izini sürmek için bir yolculuktadır. Fakat insan, günümüzün ona sunduğu kandırmacalarla oyalanmaktadır. İnsanın özüne ait olmayan bu kandırmacalarla oyalanması, yeryüzüne niçin indirildiğini ve buradaki asıl amacının ne olduğunu unutturmaktadır. Böylece insan gaflet haline sürüklenmekte; özden, manadan, hakikatten uzaklaşmaktadır. Varlık arayışı, zamanla manadan sadece maddeye kaymıştır. Bu duruma din, bilgelik, felsefe, bilim ve teknik çizgisi ile baktığımızda tekniğin manadan uzaklaştırdığı ve bulunduğumuz çağın yani 21. yüzyılın teknik ile bağdaşmış olduğunu görmekteyiz. İnsanın geldiği son nokta kapitalizmle beraber ortaya çıkmış olan tekniktir.
Teknik, insanı insana yabancılaştırmaktadır. Amacı manayı değil sadece hayatta kalabilmeyi sağlamaktır. Maddenin merkeze alınması ile teknik hızla gelişmektedir. Her ne kadar yaşadığımız çağda teknik gelişmiş olsa da insanlığı aşağıya çekmektedir. Teknikte gerçekleşmekte olan gelişmeler madde âlemine ait olan hız ve hareket unsurlarının ürünüdür. Hız ve hareket insanı düşünmekten alıkoymakta, soyutlama ve soyutlanma fırsatlarını elinden almaktadır. Böylece insan, görmesi gerekenleri görememektedir. İnsanlığa dayatılmış olan hız, haz ve hareket insanın hiçbir anlamlandırma yapmadan dışarıdakini içeri almasına sebep olmaktadır. Bu da insanın kendisi ve çevresiyle sağlıklı bir irtibat kurmasına engel olmaktadır.
Bilgelik, insanın kendine yabancılaşmasına yönelik alınmış bir önlemdir.
Mana âleminde maddenin aksine ‘sükûnet’ varlığını sürdürmektedir. Durmaya ve düşünmeye imkân tanırken anlam kurmayı kolaylaştırmaktadır. İnsan, soyutlanarak anlam kurabilmektedir. Durmayı ve durulmayı başarmak, içinde bulunduğumuz çağı anlayıp anlamlandırmamızda yardımcı olmaktadır. İnsan zihni durmadan, durulmadan anlamlandırma yapamamaktadır. Durmak, hareketin zirvesidir. Dünyayı değiştirmek, dönüştürmek ve sorgulamak için onu anlamak, yorumlamak, sorgulamak gerekmektedir. Bu da önce durmak ile gerçekleşmektedir.
İnsanlığın dinden tekniğe ilerlediği bu süreçte özden, manadan giderek uzaklaşılmaktadır. İnsandan istenilen teknikten dine doğru bir yolculuğa çıkmasıdır. Hız ve hareketin yerini sükûnet ve sabite almalıdır. Bu ancak insanın dini anlayıp anlamlandırması ve bilgelik yolunda adım atması ile mümkün olmaktadır. İnsanın kendi içine dönerek kim olduğunu hatırlaması, kendi benliğini yeniden inşa etmesi, arayışını manayı bulmak üzere gerçekleştirmesi gerekmektedir.




