RÜZGÂR-II
Rüzgâr; esen ve temas eden şeydir. Kadim gelenekte rüzgâr genellikle rahmeti, nadiren de felaketi temsil etmektedir. Rüzgârın yoğunluğuna göre ya güç ortaya çıkmakta ya da El-Latif olanın esmasına müteakip rahmet, şefkat ve muhabbet ortaya çıkmaktadır. Burası ise rüzgârın taşıyıcı vasfını vermektedir. O hâlde rüzgâr taşıyıcı, aktaran, köprü ve yoldur. Toprak ile suyu buluşturandır. Varlığı dengeleyen ve sıfırlayan rüzgârdır. Varlığı birliğe getiren su, varlığı birliğe getireni sevk edici rüzgârdır. Toprak ise varlığı mayalayan ve dönüştürendir. Toprağın doğurganlığı için suya, bereketin ortaya çıkması için rüzgâra ihtiyaç vardır.
Rüzgârın dünyadaki amacı, döngüsellik ve sürekliliktir. Döngüsel olan, dairesel hareketler yapmaktadır. İnsan rüzgârın letafet kısmını istemektedir ve orayı aramaktadır. Bu insanın fıtratında vardır.
Rüzgâr estikçe varlık kendini dengeye getirmektedir. Adalet ve denge yalnızca insana has değil kâinata da hastır. İnsan kendindeki adaleti nefes ile sağlamaktadır. Eskiye yenileme özelliğini veren şey tabiatta rüzgâr, insanda nefes ve sestir.
İnsanda nefes ne ise varlıkta rüzgâr odur.
Gönülde olan daima nefes yardımı ile canlanmaktadır. Dile gelmek, gönülle irtibat kurulduğunda ve gönle indiğinde gerçekleşmektedir. Kâinattaki rüzgârın insandaki izdüşümü nefestir. Bir şeyin gönle nasıl indiği, rüzgârın izdüşümü olan nefeste saklıdır.




