MANEVİYAT
Maneviyat insanın insanlıkla irtibatını sağlayan bir bağdır. Bu bağın olmadığı bir zeminde insanın kalbi, insanlıkla bir atamamaktadır. İnsanlıkla bir atmayan kalp, zaman ve mekân düalitesinde kendisini konumlandıramamaktadır. İşte bu sebeple içerisinde bulunduğu an ile sağlıklı bir irtibat kurmak isteyen insanın; önceye/köken uzantısına ve sonraya/neslin parçası olmaya ihtiyacı vardır.
Maneviyat maddenin düalitesidir. Maddiyat görünür dünyada ortaya çıkan ve bu dünyanın sınırlarında kalacak olan her şeydir. Manaları toplayan/birleyen maneviyat ise, bu dünya sınırlarını aşan ve sonsuzluğa uzanan bir sır taşımaktadır. Bu itibarla maneviyat madden ayrışmakta ve maddiyatı aşmaktadır. Nitekim bilgelik geleneğinde maddiyat, uyanışı sağlayan manevi evreye geçebilmek adına yalnızca bir aracı olarak görülmektedir.
Maneviyat, görünmeyen ve dokunulamayan; insana nefes olan, tesir eden ve insanın uyanışını sağlayan, hissedilen ama erişilemeyen her şeydir.
Maneviyat, insanın, görünür âlemle sınırlandırılamayan besin kaynağıdır. İnsanlığı besleyen bu kaynak; insanı yetiştirerek hem insanın hem de insanın muhatap kılındığı âlemin yeşermesini sağlamaktadır. Görünmeden, erişilemeden ve bilinmeden beslenmeyi sağlayan bu kaynaktan insanlığın mahrum bırakılması, manevi kuraklığa neden olmaktadır. Manevi kuraklığın içerisinde besinsiz ve nefessiz bırakılan insan; duyuştan, manadan, tecrübeden uzaklaşmakta ve tehlikeli imtihanların kucağına düşmektedir.
Kuraklık ve bataklık uzak durulması gereken kirli alanlardır. İçerisinde ruhsuzluğu barındıran her şey kuraklık ile, içerisinde kötülüğü barındıran şeyler kötülük ile eşleştirilmektedir. İmtihanlar âleminde sınanan insandan, kuraklığın getirdiği daralmalardan uzak kalması istenmektedir. Kuraklığın sunduğu kötülük ve ruhsuzluktan uzak durmanın tek çaresi; manevi yatırımlara özen göstermektir. Manevi yatırımlar ise; nefesin ve besinin doğru kaynaklardan sağlanması ve doğru zemine sarf edilmesiyle gerçekleşebilmektedir.




